12 Şubat 2018 Pazartesi

HEYA DiyanetIsleri Allah’in “MILLET”’ini “DIN” yapmis, ben de HEYAmizda aynini yaptim, gule gule giyinin!

HEYA DiyanetIsleri Allah’in “MILLET”’ini “DIN” yapmis, ben de HEYAmizda aynini yaptim, gule gule giyinin!
 
 
Diyanet Isleri Kur’an tercumesi :
Bakara 120. Sen dinlerine uymadıkça, ne Yahudiler ve ne de Hıristiyanlar asla senden razı olmazlar. De ki: “Allah’ın yolu asıl doğru yoldur.” Sana gelen ilimden sonra, eğer onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan, bilmiş ol ki, Allah’tan sana ne bir dost, ne bir yardımcı vardır. Nisa 125. Kimin dini, iyi ve yararlı işleri en güzel şekilde yaparak kendini Allah’a teslim eden ve hakka yönelen İbrahim’in dinine tabi olan kimsenin dininden daha güzeldir? Allah, İbrahim’i dost edindi.
 
Burada da "MILLET" olmus "DIN" ??!! Simdi bakin ben size bu yakistirmayi HEYAya uyulayacagim Diyanet Islerinin Kur'an Tercumesinde yaptigini HEYA’da yapacagim, oyle ki herkes gorsun "MILLET" ne demekmis, “HEYA” ne demekmis?!
 
TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI (*) Kanun No.: 2709 Kabul Tarihi: 7.11.1982 BAŞLANGIÇ (Değişik: 23/7/1995-4121/1 md.)* Türk Vatanı ve DINinin ebedi varlığını ve Yüce Türk Devletinin bölünmez bütünlüğünü belirleyen bu Anayasa, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, ölümsüz önder ve eşsiz kahraman Atatürk’ün belirlediği DINiyetçilik anlayışı ve O’nun inkılâp ve ilkeleri doğrultusunda; Dünya DINleri ailesinin eşit haklara sahip şerefli bir üyesi olarak, Türkiye Cumhuriyetinin ebedi varlığı, refahı, maddî ve manevî mutluluğu ile çağdaş medeniyet düzeyine ulaşma azmi yönünde; DIN iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk DINine ait olduğu ve bunu DIN adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasada gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı; Kuvvetler ayrımının, Devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmeyip, belli Devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı medenî bir işbölümü ve işbirliği olduğu ve üstünlüğün ancak Anayasa ve kanunlarda bulunduğu; (Değişik: 3/10/2001-4709/1 md.) Hiçbir faaliyetin Türk DINi menfaatlerinin, Türk varlığının, Devleti ve ülkesiyle bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihî ve manevî değerlerinin, Atatürk DINiyetçiliği, ilke ve inkılâpları ve medeniyetçiliğinin karşısında korunma göremeyeceği ve lâiklik ilkesinin gereği olarak kutsal DIN duygularının, Devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılamayacağı; Her Türk vatandaşının bu Anayasadaki temel hak ve hürriyetlerden eşitlik ve sosyal adalet gereklerince yararlanarak DINi kültür, medeniyet ve hukuk düzeni içinde onurlu bir hayat sürdürme ve maddî ve manevî varlığını bu yönde geliştirme hak ve yetkisine doğuştan sahip olduğu; Topluca Türk vatandaşlarının DINi gurur ve iftiharlarda, DINi sevinç ve kederlerde, DINivarlığa karşı hak ve ödevlerde, nimet ve külfetlerde ve DIN hayatının her türlü tecellisinde ortak olduğu, birbirinin hak ve hürriyetlerine kesin saygı, karşılıklı içten sevgi ve kardeşlik duygularıyla ve “Yurtta sulh, cihanda sulh” arzu ve inancı içinde, huzurlu bir hayat talebine hakları bulunduğu; FİKİR, İNANÇ VE KARARIYLA anlaşılmak, sözüne ve ruhuna bu yönde saygı ve mutlak sadakatle yorumlanıp uygulanmak üzere, TÜRK DINİ TARAFINDAN, demokrasiye âşık Türk evlatlarının vatan ve DIN sevgisine emanet ve tevdi olunur.
 
BİRİNCİ KISIM Genel Esaslar 
I. Devletin şekli MADDE 1- Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir. 
II. Cumhuriyetin nitelikleri MADDE 2- Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, DINidayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk DINiyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir. 
III. Devletin bütünlüğü, resmî dili, bayrağı, DINimarşı ve başkenti MADDE 3- Türkiye Devleti, ülkesi ve DINiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir. Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır. DINimarşı “İstiklal Marşı”dır. Başkenti Ankara’dır. 
IV. Değiştirilemeyecek hükümler 
* Bu Anayasa; Kurucu Meclis tarafından 18/10/1982’de halkoylamasına sunulmak üzere kabul edilmiş ve 20/10/1982 tarihli ve 17844 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmış; 7/11/1982’de halkoylamasına sunulduktan sonra 9/11/1982 tarihli ve 17863 mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yeniden yayımlanmıştır. 
MADDE 4- Anayasanın 1 inci maddesindeki Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2 nci maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3 üncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez. V. Devletin temel amaç ve görevleri 
MADDE 5- Devletin temel amaç ve görevleri, Türk DINinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır. VI. Egemenlik 
MADDE 6- Egemenlik, kayıtsız şartsız DINindir. Türk DINi, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır. Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz. VII. Yasama yetkisi 
MADDE 7- Yasama yetkisi Türk DINi adına Türkiye Büyük DIN Meclisinindir. Bu yetki devredilemez. VIII. Yürütme yetkisi ve görevi 
MADDE 8- Yürütme yetkisi ve görevi, Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından, Anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir. IX. Yargı yetkisi 
MADDE 9- Yargı yetkisi, Türk DINi adına bağımsız mahkemelerce kullanılır. X. Kanun önünde eşitlik 
MADDE 10- Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. (Ek fıkra: 7/5/2004-5170/1 md.) Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. (Ek cümle: 12/9/2010-5982/1 md.) Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz. (Ek fıkra: 12/9/2010-5982/1 md.) Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar. (*) 
XI. Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü 
MADDE 11- Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır. Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz.İKİNCİ KISIM Temel Haklar ve Ödevler BİRİNCİ BÖLÜM Genel Hükümler 
I. Temel hak ve hürriyetlerin niteliği 
MADDE 12- Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir. Temel hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder. II. Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması 
MADDE 13- (Değişik: 3/10/2001-4709/2 md.) 
* 9/2/2008 tarihli ve 5735 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle; bu fıkraya “bütün işlemlerinde” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve her türlü kamu hizmetlerinden yararlanılmasında” ibaresi eklenmiş ve bu ibare Anayasa Mahkemesinin 5/6/2008 tarihli ve E.: 2008/16, K.: 2008/116 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir. (R.G.: 22/10/2008, 27032) 
Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz. 
III. Temel hak ve hürriyetlerin kötüye kullanılamaması 
MADDE 14- (Değişik: 3/10/2001-4709/3 md.) Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve DINiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz. Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere, Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz. Bu hükümlere aykırı faaliyette bulunanlar hakkında uygulanacak müeyyideler, kanunla düzenlenir. 
IV. Temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması 
MADDE 15- Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde, DINlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir. (Değişik: 7/5/2004-5170/2 md.) Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz. 
V. Yabancıların durumu 
MADDE 16- Temel hak ve hürriyetler, yabancılar için, DINlerarası hukuka uygun olarak kanunla sınırlanabilir. 
İKİNCİ BÖLÜM Kişinin Hakları ve Ödevleri I. Kişinin dokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı 
MADDE 17- Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir. Tıbbî zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbî deneylere tâbi tutulamaz. Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tâbi tutulamaz. (Değişik: 7/5/2004-5170/3 md.) Meşrû müdafaa hali, yakalama ve tutuklama kararlarının yerine getirilmesi, bir tutuklu veya hükümlünün kaçmasının önlenmesi, bir ayaklanma veya isyanın bastırılması, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde yetkili merciin verdiği emirlerin uygulanması sırasında silah kullanılmasına kanunun cevaz verdiği zorunlu durumlarda meydana gelen öldürme fiilleri, birinci fıkra hükmü dışındadır. 
II. Zorla çalıştırma yasağı 
MADDE 18- Hiç kimse zorla çalıştırılamaz. Angarya yasaktır. Şekil ve şartları kanunla düzenlenmek üzere hükümlülük veya tutukluluk süreleri içindeki çalıştırmalar; olağanüstü hallerde vatandaşlardan istenecek hizmetler; ülke ihtiyaçlarının zorunlu kıldığı alanlarda öngörülen vatandaşlık ödevi niteliğindeki beden ve fikir çalışmaları, zorla çalıştırma sayılmaz. 
III. Kişi hürriyeti ve güvenliği 
MADDE 19- Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir. Şekil ve şartları kanunda gösterilen: Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi; bir mahkeme kararının veya kanunda öngörülen bir yükümlülüğün gereği olarak ilgilinin yakalanması veya tutuklanması; bir küçüğün gözetim altında ıslahı veya yetkili merci önüne çıkarılması için verilen bir kararın yerine getirilmesi; toplum için tehlike teşkil eden bir akıl hastası, uyuşturucu madde veya alkol tutkunu, bir serseri veya hastalık yayabilecek bir kişinin bir müessesede tedavi, eğitim veya ıslahı için kanunda belirtilen esaslara uygun olarak alınan tedbirin yerine getirilmesi; usulüne aykırı şekilde ülkeye girmek isteyen veya giren, ya da hakkında sınır dışı etme yahut geri verme kararı verilen bir kişinin yakalanması veya tutuklanması; halleri dışında kimse hürriyetinden yoksun bırakılamaz. Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir. Hâkim kararı olmadan yakalama, ancak suçüstü halinde veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde yapılabilir; bunun şartlarını kanun gösterir. Yakalanan veya tutuklanan kişilere, yakalama veya tutuklama sebepleri ve haklarındaki iddialar herhalde yazılı ve bunun hemen mümkün olmaması halinde sözlü olarak derhal, toplu suçlarda en geç hâkim huzuruna çıkarılıncaya kadar bildirilir. (Değişik: 3/10/2001-4709/4 md.) Yakalanan veya tutuklanan kişi, tutulma yerine en yakın mahkemeye gönderilmesi için gerekli süre hariç en geç kırksekiz saat ve toplu olarak işlenen suçlarda en çok dört gün içinde hâkim önüne çıkarılır. Kimse, bu süreler geçtikten sonra hâkim kararı olmaksızın hürriyetinden yoksun bırakılamaz. Bu süreler olağanüstü hal, sıkıyönetim ve savaş hallerinde uzatılabilir. (Değişik: 3/10/2001-4709/4 md.) Kişinin yakalandığı veya tutuklandığı, yakınlarına derhal bildirilir. Tutuklanan kişilerin, makul süre içinde yargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme hakları vardır. Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazır bulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceye bağlanabilir. Her ne sebeple olursa olsun, hürriyeti kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir. (Değişik: 3/10/2001-4709/4 md.) Bu esaslar dışında bir işleme tâbi tutulan kişilerin uğradıkları zarar, tazminat hukukunun genel prensiplerine göre, Devletçe ödenir. 
IV. Özel hayatın gizliliği ve korunması 
A. Özel hayatın gizliliği 
MADDE 20- Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz. (Mülga cümle: 3/10/2001-4709/5 md.) (Değişik: 3/10/2001-4709/5 md.) DINigüvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak, usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; kimsenin üstü, özel kâğıtları ve eşyası aranamaz ve bunlara el konulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını el koymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, el koyma kendiliğinden kalkar. (Ek fıkra: 12/9/2010-5982/2 md.) Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir. 
B. Konut dokunulmazlığı 
MADDE 21- (Değişik: 3/10/2001-4709/6 md.) Kimsenin konutuna dokunulamaz. DINigüvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; kimsenin konutuna girilemez, arama yapılamaz ve buradaki eşyaya el konulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını el koymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, el koyma kendiliğinden kalkar. C. Haberleşme hürriyeti 
MADDE 22- (Değişik: 3/10/2001-4709/7 md.) Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir. Haberleşmenin gizliliği esastır. DINigüvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, karar kendiliğinden kalkar. İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve kuruluşları kanunda belirtilir. V. Yerleşme ve seyahat hürriyeti 
MADDE 23- Herkes, yerleşme ve seyahat hürriyetine sahiptir. Yerleşme hürriyeti, suç işlenmesini önlemek, sosyal ve ekonomik gelişmeyi sağlamak, sağlıklı ve düzenli kentleşmeyi gerçekleştirmek ve kamu mallarını korumak; Seyahat hürriyeti, suç soruşturma ve kovuşturması sebebiyle ve suç işlenmesini önlemek; Amaçlarıyla kanunla sınırlanabilir. (Değişik: 3/10/2001-4709/8 md.; Değişik: 12/9/2010-5982/3 md.) Vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti, ancak suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle hâkim kararına bağlı olarak sınırlanabilir. Vatandaş sınır dışı edilemez ve yurda girme hakkından yoksun bırakılamaz. 
VI. DIN ve vicdan hürriyeti 
MADDE 24- Herkes, vicdan, dinî inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir. 14 üncü madde hükümlerine aykırı olmamak şartıyla ibadet, DINî âyin ve törenler serbesttir. Kimse, ibadete, dinî âyin ve törenlere katılmaya, DINî inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; DINî inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz. DIN ve ahlâk eğitim ve öğretimi Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. DIN kültürü ve ahlâk öğretimi ilk ve ortaöğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır. Bunun dışındaki DIN eğitim ve öğretimi ancak, kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanunî temsilcisinin talebine bağlıdır. Kimse, Devletin sosyal, ekonomik, siyasî veya hukukî temel düzenini kısmen de olsa, DIN kurallarına dayandırma veya siyasî veya kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla her ne suretle olursa olsun, DINi veya DIN duygularını yahut DINce kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz. 
VII. Düşünce ve kanaat hürriyeti 
MADDE 25- Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir. Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz. 
VIII. Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti 
MADDE 26- Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine bağlanmasına engel değildir. (Değişik: 3/10/2001-4709/9 md.) Bu hürriyetlerin kullanılması, DINigüvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi ve DINi ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir. (Mülga: 3/10/2001-4709/9 md.) Haber ve düşünceleri yayma araçlarının kullanılmasına ilişkin düzenleyici hükümler, bunların yayımını engellememek kaydıyla, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin sınırlanması sayılmaz. (Ek fıkra: 3/10/2001-4709/9 md.) Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir. 
IX. Bilim ve sanat hürriyeti 
MADDE 27- Herkes, bilim ve sanatı serbestçe öğrenme ve öğretme, açıklama, yayma ve bu alanlarda her türlü araştırma hakkına sahiptir. Yayma hakkı, Anayasanın 1 inci, 2 nci ve 3 üncü maddeleri hükümlerinin değiştirilmesini sağlamak amacıyla kullanılamaz. Bu madde hükmü yabancı yayınların ülkeye girmesi ve dağıtımının kanunla düzenlenmesine engel değildir. 
X. Basın ve yayımla ilgili hükümler A. Basın hürriyeti 
MADDE 28- Basın hürdür, sansür edilemez. Basımevi kurmak izin alma ve malî teminat yatırma şartına bağlanamaz. (Mülga: 3/10/2001-4709/10 md.) Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak tedbirleri alır. Basın hürriyetinin sınırlanmasında, Anayasanın 26 ve 27 nci maddeleri hükümleri uygulanır. Devletin iç ve dış güvenliğini, ülkesi ve DINiyle bölünmez bütünlüğünü tehdit eden veya suç işlemeye ya da ayaklanma veya isyana teşvik eder nitelikte olan veya Devlete ait gizli bilgilere ilişkin bulunan her türlü haber veya yazıyı, yazanlar veya bastıranlar veya aynı amaçla, basanlar, başkasına verenler, bu suçlara ait kanun hükümleri uyarınca sorumlu olurlar. Tedbir yolu ile dağıtım hâkim kararıyla; gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunun açıkça yetkili kıldığı merciin emriyle önlenebilir. Dağıtımı önleyen yetkili merci, bu kararını en geç yirmidört saat içinde yetkili hâkime bildirir. Yetkili hâkim bu kararı en geç kırksekiz saat içinde onaylamazsa, dağıtımı önleme kararı hükümsüz sayılır. Yargılama görevinin amacına uygun olarak yerine getirilmesi için, kanunla belirtilecek sınırlar içinde, hâkim tarafından verilen kararlar saklı kalmak üzere, olaylar hakkında yayım yasağı konamaz. Süreli veya süresiz yayınlar, kanunun gösterdiği suçların soruşturma veya kovuşturmasına geçilmiş olması hallerinde hâkim kararıyla; Devletin ülkesi ve DINiyle bölünmez bütünlüğünün, DINigüvenliğin, kamu düzeninin, genel ahlâkın korunması ve suçların önlenmesi bakımından gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunun açıkça yetkili kıldığı merciin emriyle toplatılabilir. Toplatma kararı veren yetkili merci, bu kararını en geç yirmidört saat içinde yetkili hâkime bildirir; hâkim bu kararı en geç kırksekiz saat içinde onaylamazsa, toplatma kararı hükümsüz sayılır. Süreli veya süresiz yayınların suç soruşturma veya kovuşturması sebebiyle zapt ve müsaderesinde genel hükümler uygulanır. Türkiye’de yayımlanan süreli yayınlar, Devletin ülkesi ve DINiyle bölünmez bütünlüğüne, Cumhuriyetin temel ilkelerine, DINigüvenliğe ve genel ahlâka aykırı yayımlardan mahkûm olma halinde, mahkeme kararıyla geçici olarak kapatılabilir. Kapatılan süreli yayının açıkça devamı niteliğini taşıyan her türlü yayın yasaktır; bunlar hâkim kararıyla toplatılır. 
B. Süreli ve süresiz yayın hakkı 
MADDE 29- Süreli veya süresiz yayın önceden izin alma ve malî teminat yatırma şartına bağlanamaz. Süreli yayın çıkarabilmek için kanunun gösterdiği bilgi ve belgelerin, kanunda belirtilen yetkili mercie verilmesi yeterlidir. Bu bilgi ve belgelerin kanuna aykırılığının tespiti halinde yetkili merci, yayının durdurulması için mahkemeye başvurur. Süreli yayınların çıkarılması, yayım şartları, malî kaynakları ve gazetecilik mesleği ile ilgili esaslar kanunla düzenlenir. Kanun, haber, düşünce ve kanaatlerin serbestçe yayımlanmasını engelleyici veya zorlaştırıcı siyasal, ekonomik, malî ve teknik şartlar koyamaz. Süreli yayınlar, Devletin ve diğer kamu tüzelkişilerinin veya bunlara bağlı kurumların araç ve imkânlarından eşitlik esasına göre yararlanır. 
C. Basın araçlarının korunması 
MADDE 30- (Değişik: 7/5/2004-5170/4 md.) Kanuna uygun şekilde basın işletmesi olarak kurulan basımevi ve eklentileri ile basın araçları, suç aleti olduğu gerekçesiyle zapt ve müsadere edilemez veya işletilmekten alıkonulamaz. 
D. Kamu tüzelkişilerinin elindeki basın dışı kitle haberleşme araçlarından yararlanma hakkı 
MADDE 31- Kişiler ve siyasî partiler, kamu tüzelkişilerinin elindeki basın dışı kitle haberleşme ve yayım araçlarından yararlanma hakkına sahiptir. Bu yararlanmanın şartları ve usulleri kanunla düzenlenir. (Değişik: 3/10/2001-4709/11 md.) Kanun, DINigüvenlik, kamu düzeni, genel ahlâk ve sağlığın korunması sebepleri dışında, halkın bu araçlarla haber almasını, düşünce ve kanaatlere ulaşmasını ve kamuoyunun serbestçe oluşmasını engelleyici kayıtlar koyamaz. 
E. Düzeltme ve cevap hakkı 
MADDE 32- Düzeltme ve cevap hakkı, ancak kişilerin haysiyet ve şereflerine dokunulması veya kendileriyle ilgili gerçeğe aykırı yayınlar yapılması hallerinde tanınır ve kanunla düzenlenir. Düzeltme ve cevap yayımlanmazsa, yayımlanmasının gerekip gerekmediğine hâkim tarafından ilgilinin müracaat tarihinden itibaren en geç yedi gün içerisinde karar verilir. 
XI. Toplantı hak ve hürriyetleri 
A. Dernek kurma hürriyeti 
MADDE 33- (Değişik: 23/7/1995-4121/2 md.; 3/10/2001-4709/12 md.) Herkes, önceden izin almaksızın dernek kurma ve bunlara üye olma ya da üyelikten çıkma hürriyetine sahiptir. Hiç kimse bir derneğe üye olmaya ve dernekte üye kalmaya zorlanamaz. Dernek kurma hürriyeti ancak, DINigüvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâk ile başkalarının hürriyetlerinin korunması sebepleriyle ve kanunla sınırlanabilir. Dernek kurma hürriyetinin kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir. Dernekler, kanunun öngördüğü hallerde hâkim kararıyla kapatılabilir veya faaliyetten alıkonulabilir. Ancak, DINigüvenliğin, kamu düzeninin, suç işlenmesini veya suçun devamını önlemenin yahut yakalamanın gerektirdiği hallerde gecikmede sakınca varsa, kanunla bir merci, derneği faaliyetten men ile yetkilendirilebilir. Bu merciin kararı, yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, bu idarî karar kendiliğinden yürürlükten kalkar. Birinci fıkra hükmü, Silahlı Kuvvetler ve kolluk kuvvetleri mensuplarına ve görevlerinin gerektirdiği ölçüde Devlet memurlarına kanunla sınırlamalar getirilmesine engel değildir. Bu madde hükümleri vakıflarla ilgili olarak da uygulanır.

1 Ocak 2018 Pazartesi

Protocol for Constitutions

Protocol for Constitutions


We declare to the world that according to the principle put by this
Protocol we accept
SPEEEs' (Socio-Politico-Economic-Ecologic-Entities') eco-cultural diversity,
each SPEEE has right to make their own laws and implement them to their members,
we deny
any monopoly to any SPEEE,
to reduce the multiplicity of SPEEEs to singularity to protect and practice those rights and prevent the degeneration of
eco-librium of SPEEEs and their natural environments we will organise
institutions to establish justice and guide with truth to peace, unless the God wills otherwise.

Article 1. Each SPEEE as a socio-politico-economic-entity decides her own form of administration herself and names herself.


Article 2. Within the framework of this Protocol, law making and implementing their own laws to their own members, ruling power belongs to SPEEEs.

Article 3. No SPEEE can impose their laws to other SPEEEs. SPEEEs can judge their members according to their own laws.

Article 4. Laws of SPEEEs are in effect on their members in all time and space.

Article 5. Each member of an SPEEE has the right to obtain termination of membership according to the laws of the SPEEE.


Article 6. SPEEEs decide their aims and duties according to their laws but those cannot be in contradiction to the principles of this
Protocol.

Article 7. Inter SPEEE laws can be made and institution can be organised by SPEEEs according to the principles of this Protocol.

Constitutions in loop

Constitutions in loop

Steven Weinberg narrates :->


"In 1983, shortly after coming to Texas, I was invited to testify
before a committee of the Texas Senate on a regulation that
forbade the teaching of the theory of evolution in state-purchased
high-school textbooks unless equal emphasis was given to creationism.
One of the members of the committe asked me how the state could
support the teaching of a scientific theory like evolution that
was so corrosive of religious belief. I replied that just as it
would be wrong for those who are emotionally committed to atheism
to give evolution more emphasis than would be otherwise appropriate
in teaching biology, so it would be inconsistent with the First
Amendment to give evolution less emphasis as a means of protecting
religious belief. It is simply not the business of the public
schools to concern themselves one way or the other with the
religious implications of scientific theories. My answer did not
satisfy the senator because he knew as I did what would be the
effect of a course in biology that gives an appropriate emphasis
to the theory of evolution. As I left the committe room, he
muttered that "God is still in heaven anyway.' Maybe so, but
we won that battle;.....but there are many places (today specially
in Islamic countries) where this battle is yet to be won and
no assurance anywhere that it will stay won."

Thus executed Weinberg the First Amandment in the name of scientific
theories which are metamorphosed into revelations of God by his
bewitchment.

> John Rickert writes:
> > In his Farewell Address, Washington said:
>
> > Of all dispositions and habits which lead to political
> > prosperity, RELIGION and morality are indispensable supports.
    (political-prosperity,religion,support)

> > and public felicity.  Let it simply be asked where is the
> > security for property, for reputation, for life, if the sense
> > of RELIGIOUS obligation _desert_ the oaths, which are the
> > instruments of investigation in Courts of Justice? ...
    (religious-obligation,justice)

> > [R]eason and experience both forbid us to expect National
> > morality can prevail in exclusion of RELIGIOUS principle.
    (national-morality, religious-principle)

> ... But notice that even the Washingotn quote cited above speaks
> of the value of religious values, not Christianity.
> That's an important distinction.


INDEED SO :->

 "The fourth major reform of the National Assembly was the Civil
Constitution of the Clergy. This had nothing to do with the doctrinal
matters but concentrated on the reorganization of the episcopal
structure and the status of the clergymen as civilians. Since the
National Assembly had taken over the church lands and issued bonds,
certificates, and paper money (_assignats_) with those lands as
security, it now assumed the obligation of clergymen's salaries. In
return, the Civil Constitution required that the clergy be elected and
that they take an oath of loyalty "to be faithful to the nation, to
the  law, and to the King, and to maintain with all [their] power
the Constitution decreed by the National  Assembly and accepted by the
King [2]."

[2] Garraty, John A. and Peter Gay, ed. _The Columbia History of the
    World_. New York: Harper and Row, Publishers, 1981. pg. 767.


[Amendment of ARTICLE ONE]

CONGRESS shall make no LAW respecting an ESTABLISHMENT of RELIGION...

(the Constitution of THE USA)
(key-words: Congress, law, establishment, religion)


I think it is time to make this Amendment more picturesque ? :->

[Further Amendment of ARTICLE ONE]

CONGRESS shall make no LAW respecting an ESTABLISHMENT of RELIGION -
except of its own as it shall be ESTABLISHED by LAW made by CONGRESS....

(the Constitution of THE USA)
(key-words: Congress, law, establishment, religion)

Just because Pharaoh said :-> "Moses will alter your RELIGION."

:->ROTFL


> Anatole Wilson


"the recent reform of the constitution in Costantinople
(i.e. the revolution) is entirely due to the American
mission." They have so educated the country (without
touching the politics) that public opinion rejoiced
in reform. They have colleges all over Syria, and Asia Minor,
and in Constantinople (mostly self-supporting) and in
all of them the religious side is emphasised: also
every school is a mission station'.
Lawrence of Arabia; by J Wilson; pp.60.

Kur’an’da “HUKM”

Kur’an’da “HUKM”
KUR’AN’DA “HÜKM” KAVRAMI Kur’an’da hakeme kelimesi “hüküm vermek” manasında geçiyor. hakeme
40/48 [Ateşin içinde tartışırlarken] büyüklük taslayanlar dediler ki: Hepimiz onun içindeyiz; Allah, kulları arasında hükmü vermiştir innallahe hakeme beyne’l ibad). hakemte
5/42 … ve eğer hüküm verirsen aralarında insaf ile hüküm ver  ve in hakemte fahküm beynehüm bil kıst); Allah insaf ile davrananları sever  innallahe yuhibbül muksitıyn). hakemtüm
4/58 Allah size emanetleri ehline vermenizi, insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi  ve iza hakemtüm beynennasi en tahkümu bil ‘adli) emreder; Allah size böylece ne güzel öğüt veriyor; muhakkak ki Allah, işitendir, bilendir. fe ahkümu
3/55 … sonra dönüşünüz Bana olacaktır; ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında Ben hüküm vereceğim. tahküm
4/105 Biz sana Kitab’ı hakk (gerçek) olarak indirdik, ki insanlar arasında Allah’ın sana gösterdiği şekilde hüküm veresin; hainlerin savunucusu olma.
39/46 Allah’ım, Sen gökleri ve yeri çatlatarak açan  faatır); görünmeyeni ve görüneni bilen, ancak Sen, ihtilaf ettikşeri şeylerde kullarının arasında hüküm verirsin ente tahkümü beyne ibadike fi ma kanuu fihi yahtelifuun). tahkümuu
4/58 Allah size emanetleri ehline vermenizi, insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi  ve iza hakemtüm beynennasi en tahkümu bil ‘adli) emreder; Allah size böylece ne güzel öğüt veriyor; muhakkak ki Allah, işitendir, bilendir. tahkümuune
10/35 De ki; sizin ortak koştuklarınızdan hakka yol gösterecek var mı? De ki, Allah hakka iletir  kul illahi yehdi ilel hakk); hakka ileten mi uyulmaya daha layıktır, yoksa kendisi doğru yola iletilmedikçe doğru yolu bulamayan mı? O halde neyiniz var, nasıl hükmediyorsunuz? keyfe tahkümuun).
37/154 Neyiniz var, nasıl hükmediyorsunuz? ma leküm, keyfe tahkümuun).
68/36 Neyiniz var, nasıl hükmediyorsunuz? ma leküm, keyfe tahkümuun).
68/39 Yoksa sizin, istediğiniz hükmü verebileceğinize dair kıyamete kadar sürecek andlarınız mı var üzerimizde? em leküm eymanun bi lugatun ila yevmil kıyameti inne leküm lema tahkümuun). yahkümu
2/113 … Allah onların [hristiyanlarla yahudilerin] aralarında ihtilafa düştükleri şey hakkında Kıyamet günü hükmünü verecektir.
2/213 İnsanlar bir tek ümmet idi, sonra Allah, peygamberleri müjdeciler ve uyarıcılar olarak gönderdi; onlarla beraber de, anlaşmazlığa düştükleri konularda insanlar arasında hükmetmek üzere, Kitab’ı hak olarak indirdi ve enzele mea’ahüm’ül kitabe bil hakki li yahküme beynennasi fima’htelefu fihi) …
3/23 Baksana, Kitab’dan kendilerine bir nasib verilmiş olanlar, aralarında hüküm vermesi için Allah’ın Kitabına davet ediliyorlar da, sonra onlardan bir fırka yüz çevirip dönüyor.
4/141 [Münafıklar] sizi gözetleyip dururlar; eğer size Allah’tan bir fetih nasib olursa; “Biz de sizinle beraber değil miydik?” derler; ve eğer savaşta kafirlerin bir payı olursa: “Biz size üstünlük sağlayıp sizi mü’minlerden korumadık mı?” derler; artık Kıyamet gününde Allah, aranızda hüküm verecek ve mü’minlere karşı kafirlere asla yol vermeyecektir.
5/1 … Allah, murad ettiği şekilde hükmünü verir innallahe yahkümü ma yuriyd).
5/44 … kim Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse, işte onlar kafirlerdir ve men lem yahkümu bi ma enzelallahu fe ulaike hümül kafirun).
5/45 … kim Allah’ın indirdiği ile hümetmezse, işte onlar zalimlerdir.  ve men lem yahküm bima enzelallahu fe ulaike hümüz zalimuun).
5/47 İncil sahipleri Allah’ın indirdiği ile hükmetsinler, kim Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse, işte onlar fasıklardır. 5/95 [ihramda avlanmayla ilgili] … içinizden iki adil kişinin hüküm vereceği … 7/87 [Şuayb] “Eğer içinizden bir kısmı benimle gönderilene inanmış, bir kısmı da inanmamış ise, Allah aranızda hüküm verinceye kadar sabredin; O, hüküm verenlerin en iyisidir ve hüve hayrul haakimiyn).
10/109 12/80 13/41 16/124 22/56 22/69 24/48 24/51 39/3 İyi bilin ki halis din dinül halis) Allah’ındır; O’ndan başka veliler edinenler; “biz bunlara sırf bizi Allah’a yaklaştırdıkları için tapıyoruz” diyenler; şüphesiz Allah onlar arasında ayrılığa düştükleri konuda hükmünü verecektir; Allah, yalancı ve nankör  keffar) kimseyi doğru yola iletmez.
60/10 … bu size Allah’ın hükmüdür, aranızda böyle hükmediyor; Allah bilendir, hakiymdir. yahkümani
21/78 yahkümuune
6/136 … ne fena hüküm veriyorlar saae ma yahkümuun).
16/59 … bak, ne fena hüküm veriyorlar elaa saae ma yahkümuun).
29/4 … ne fena hüküm veriyorlar saae ma yahkümuun).
45/21 … ne fena hüküm veriyorlar saae ma yahkümuun). ahküm
5/42 … ve eğer hüküm verirsen aralarında insaf ile hüküm ver ve in hakemte fahküm beynehüm bil kıst); Allah insaf ile davrananları sever innallahe yuhibbül muksitıyn).
5/48 5/49 21/112 38/22 38/26 yuhakkemuune
4/65 yuhakkemuneke
5/43 yuhkim
22/52 uhkimet
11/1 yetehaakemuu
4/60 hükm
3/79 5/43 5/50 6/57 12/40
Not: Sakir Kocabas’tan gelen son e-mail ekidir 14/8/2006 10:12 pm                                                    

Endulus’ten notlar...

Endulus’ten notlar...
> >> ben bu siralarda Endulus'le ilgili birkac kitap buldum onlari okuyorum, >> neler olmus neler bir bilsen ;-) bu muslumanlarin bu hengamede boyle 
>> ornegi tekrarlanamaz bir varlik gostemesi gercekten hayret edilecek 
>> birsey. 
> > Bize de anlat, merak ediyorum. 
> >> Endulus gercekten 500 yil kaynamis durmus, oradaki muslumanlar 
>> kendilerini ifade etmekte Osmanlilardan cok cok daha 
>> fazla dinamiklere sahipmis. 
> > Enduluste onlar 711-1492 yillari arasinda neredeyse 800 sene hukum 
> surduler. (Osmanlilar 600 sene kadar, 1299-1908; Abbasiler ise 780-1256 
> Mogol istilasina kadar 400 kusur sene). 
> > Osmanlilar Akdeniz'e acilacak donanmayi ancak 1400'lerin sonlarinda 
> insa edebildiler. 
> > Ote yandan, Endulus Emevi devleti, 1175'te ic kavgalar yuzunden 
> yarimadadaki hristiyanlara karsi ilk buyuk yenilgiyi aldilar. 
> 1250'lerde dogudan gelen Es'ari akimi, Endulus'te etkili olmaya 
> basladiktan sonra Endulus'te Ibn Rusd (1125-1198) gibi bilginlere 
> buyuk baski yaptilar. (Hatta kitaplarini yaktirip, Ibn Rusd'u de 
> idam etmek istediler, halife guc bela onu Kuzey Afrika'ya, Merakes'e 
> gonderdi.) Kisa bir sure sonra da 1175'te Endulus Emevileri ilk buyuk 
> yenilgiyi alip guneye cekilmek zorunda kaldi. Ondan sonra da guc 
> kaybetmeye devam ettiler. Son sehirleri de 1492'deki son saldirida 
> dustu. Kalanlar ya olduruldu, ya da zorla hiristiyanligi kabul 
> ettiler. Osmanli donanmasi 1500'lerde yarimadada kalan, baski altindaki 
> muslumanlari vadilerden ve daglardan kurtardi. Yahudileri de kurtarip 
> Istanbul'a getirdiler, sonrasini biliyorsun. 
> > Es'ariler Kitap'taki emr kelimesiyle ilgili ayetleri bir kenara birakip 
> "surekli yaratma" anlayisini savunuyorlardi. Bu da tabiattaki duzenliligi 
> inkar etmek demekti, dolayisiyla butun ilimleri inkar etmis oluyorlardi. 
> >> destek gelmedigi icin surdurememisler denebilir, ama o siralarda zaten 
>> dogudaki muslumanlar da Cengizin yikintisi altinda eziliyorlardi, fakat 
>> Osmanlilar yine de onlara destek verebilirdi saniyorum. 
> > Mogol istilasi 1254'te basladigi zaman Endulus devleti ilk buyuk 
> yenilgisini almisti zaten.
bu okudugum kitabi kutuphanede buldum, adi:
Moorish Architecture in Andalusia, Marrianne Barucand adinda bir kadin tarafindan hazirlanmis. Kadin 1985 den beri Sorbonne Universitesinde Islami Arkeoloji ve Sanat Tarihi profesoruymus. Kitap 1992 Benedikt Taschen Verlag GmbH Koln'de basilmis. Fotograflarini da Achim Bednorz, Mimari eserler fotografcisi cekmis. Icindeki tarihi bilgiler gercekten okumaya deger. Dedigin gibi muslumanlar Ispanya'da 800 yila yakin yasamislar. 3. Abdurrahman'in oglu Al Hakem (2.Hakem) oldugunde birtek oglu varmis 11 yasinda tahta geciyor, fakat o siralarda Hakemin Hazinedari Ibn Abi'Amir iktidari Hisamin zaafindan yararlanarak eline geciriyor, saltanati pekistirmek icin o kadar ileri gidiyor ki 2. Hakemin kutuphanesindeki bilimsel kitaplari yobazlara yaranmak icin bunlar dine aykiridir dedirtip bir guzel yaktiriyor. Bir de bundan sonra adini al-Mansur billah'a cikarip 1002 yilina kadar saltanat suruyor, sonra saltanati ogluna geciriyor fakat Abd el-Malik, o da saltanatta sekiz yil kaldiktan sonra bunun kucuk kardesi beceriksiz ABd er-Rahman basa geciyor fakat bunu savasta yenildi diye 1008'de olduruyorlar. Hisam bu arada hilafetini koruyor fakat bir kukla olarak. Bir kargasalik donemi basliyor, buyuk sehirlerdeki halkin sabri tastigindan bunlar Kordoba'da 1031 yilinda bir belediye hukumeti kuruyorlar bunun adi muluk el-tawaif (kucuk krallar yonetimi) bu da Kuzey Afrikali Almoravid hanedanligi isi devralana kadar suruyor. Bu kitaptan anladigima gore Enduluslu Emeviler baslangicta muslumanligin Peygamberimiz (s.a.s) taradindan arabistanda ve cevresinde muslumanligin yayilmasini saglayacak eylemlere benzer eylemler icinde olduklari icin basarili oluyorlar, o siralarda Ispanya'da yasiyan halkla icice bir hayat suruyorlar, mahalli krallarin kizlari emirlerle evleniyor, sosyal baglar oyle gelistiriliyor ki hiristiyanlar muslumanlarla birlesip hiristiyanlara karsi savasiyorlar ya da tersi oluyor, durum gerektirdiginde. Bu arada toplum icinde arap ve kuzey afrikali berber kabileleri toplumun ana yapisini olustururken ordu da parali askerlerden degil muslumanlarin kendilerinden olusturulmus oluyor. Fakat halkin arasinda bir takim yeni gruplar turuyorm bunlardan biri Mustaribuun (mozarablar, hiristiyanlar fakat araplastirilmis hiristiyanlar) digeri de Muwalladuun (egitilmis yeni muslumanlar, hiristiyanliktan donme muslumanlarin cocuklari). Bu guruplar sonradan yozlasarak Kuzey Afrikadan gelen Berberlerle birlikte habire isyanlar cikararak devleti zayif duruma dusuruyorlar, yoneticilerin muslumanlara guvenmeyip onlari ordudan uzaklastirarak yerine parali kolemenler ordusu kurmalariyla birlikte yapi kotuden kotuye bozulup sonunda tarih sayfasindan cekilip gidiyorlar. Benim anliyamadigim iste butun bu hengamede bile ortaya ahenkli bir sosyal, ekonomik, kulturel ve sanatkar, bilimsel essiz bir yapi ortaya cikarmis olmalari. Ne yazikki bu konularda yeteri tarihi bilgi yok, mesela adamlar bir sahane sehir kuruyorlar Medinetul Zehra adinda, sehir 40 yilda tamamlaniyor fakat bu isi nasil organize ettikleri belli degil. Isin acikli yani bu sehir 100 yil bile yasamadan ayak takimi tarafindan yerle bir ediliyor. Butun o Papanin , Bizans Imparatorunun elcilerinin agirlandigi salonlar falan o sehirdeymis.   

Law-clustered kavramlar.

Law-clustered kavramlar.
Bu 'millet', 'din' kavramlari 'law-clustered' kavramlardir. Bunlar 'kavim' ve 'ummet'le birlikte bir kavramlar ailesi olusturuyor. Those concepts are not constituted by a bundle of properties like 'kavim' did. Those concepts enter into great many 'ayets. They play great many roles and these ayets and inference rules constitute their meanings collectively, not individually. The examples by their use in the Kuran can be organized in such a way to present the perspectives of a type of their uses. And the collection of those schematic clusters represents the use of the concept. Those concepts cannot be represented by simple definitions, we need a cluster of schemata to represent them.
Bu kavramlari basit tanimlarla birini otekine indirmek onlari kullanilmaz hale getirip yozlastirmaktir. Sukru'nun yapmaya calistigi gibi.
Lawrence'in yarida biraktigi isi Sukru mu tamamlamaya calisiyor?

HEYA neden virussuz “MILLET”siz olamaz, iste ispati

HEYA neden virussuz “MILLET”siz olamaz, iste ispati
Türk Vatanı ve MILLETinin ebedi varlığını ve Yüce Türk Devletinin bölünmez bütünlüğünü belirleyen bu Anayasa, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, ölümsüz önder ve eşsiz kahraman Atatürk’ün belirlediği MILLIyetçilik anlayışı ve O’nun inkılâp ve ilkeleri doğrultusunda; Dünya MILLETleri ailesinin eşit haklara sahip şerefli bir üyesi olarak, Türkiye Cumhuriyetinin ebedi varlığı, refahı, maddî ve manevî mutluluğu ile çağdaş medeniyet düzeyine ulaşma azmi yönünde;
MILLET iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk MILLETine ait olduğu ve bunu MILLET adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasada gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı; Topluca Türk vatandaşlarının millî gurur ve iftiharlarda, millî sevinç ve kederlerde, millî varlığa karşı hak ve ödevlerde, nimet ve külfetlerde ve MILLET hayatının her türlü tecellisinde ortak olduğu, birbirinin hak ve hürriyetlerine kesin saygı, karşılıklı içten sevgi ve kardeşlik duygularıyla ve “Yurtta sulh, cihanda sulh” arzu ve inancı içinde, huzurlu bir hayat talebine hakları bulunduğu; TÜRK MİLLETİ TARAFINDAN, demokrasiye âşık Türk evlatlarının vatan ve MILLET sevgisine emanet ve tevdi olunur.
MADDE 3- Türkiye Devleti, ülkesi ve MILLETiyle bölünmez bir bütündür.
MADDE 5- Devletin temel amaç ve görevleri, Türk MILLETinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.
MADDE 6- Egemenlik, kayıtsız şartsız MILLETindir. Türk MILLETi, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır.
MADDE 7- Yasama yetkisi Türk MILLETi adına Türkiye Büyük MILLET Meclisinindir. Bu yetki devredilemez.
MADDE 9- Yargı yetkisi, Türk MILLETi adına bağımsız mahkemelerce kullanılır.
MADDE 14- (Değişik: 3/10/2001-4709/3 md.)Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve MILLETiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz.
MADDE 15- Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde, MILLETlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.
MADDE 16- Temel hak ve hürriyetler, yabancılar için, MILLETlerarası hukuka uygun olarak kanunla sınırlanabilir.
MADDE 26-(Değişik: 3/10/2001-4709/9 md.) Bu hürriyetlerin kullanılması, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi ve MILLETi ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir.
MADDE 28- Basın hürdür, sansür edilemez. Basımevi kurmak izin alma ve malî teminat yatırma şartına bağlanamaz.(Mülga: 3/10/2001-4709/10 md.)Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak tedbirleri alır.Basın hürriyetinin sınırlanmasında, Anayasanın 26 ve 27 nci maddeleri hükümleri uygulanır.Devletin iç ve dış güvenliğini, ülkesi ve MILLETiyle bölünmez bütünlüğünü tehdit eden veya suç işlemeye ya da ayaklanma veya isyana teşvik eder nitelikte olan veya Devlete ait gizli bilgilere ilişkin bulunan her türlü haber veya yazıyı, yazanlar veya bastıranlar veya aynı amaçla, basanlar, başkasına verenler, bu suçlara ait kanun hükümleri uyarınca sorumlu olurlar. Süreli veya süresiz yayınlar, kanunun gösterdiği suçların soruşturma veya kovuşturmasına geçilmiş olması hallerinde hâkim kararıyla; Devletin ülkesi ve MILLETiyle bölünmez bütünlüğünün, millî güvenliğin, kamu düzeninin, genel ahlâkın korunması ve suçların önlenmesi bakımından gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunun açıkça yetkili kıldığı merciin emriyle toplatılabilir. Toplatma kararı veren yetkili merci, bu kararını en geç yirmidört saat içinde yetkili hâkime bildirir; hâkim bu kararı en geç kırksekiz saat içinde onaylamazsa, toplatma kararı hükümsüz sayılır. Türkiye’de yayımlanan süreli yayınlar, Devletin ülkesi ve MILLETiyle bölünmez bütünlüğüne, Cumhuriyetin temel ilkelerine, millî güvenliğe ve genel ahlâka aykırı yayımlardan mahkûm olma halinde, mahkeme kararıyla geçici olarak kapatılabilir. Kapatılan süreli yayının açıkça devamı niteliğini taşıyan her türlü yayın yasaktır; bunlar hâkim kararıyla toplatılır. Türkçeden başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez. Eğitim ve öğretim kurumlarında okutulacak yabancı diller ile yabancı dille eğitim ve öğretim yapan okulların tabi olacağı esaslar kanunla düzenlenir. MILLETlerarası andlaşma hükümleri saklıdır.
MADDE 58- Devlet, istiklâl ve Cumhuriyetimizin emanet edildiği gençlerin müsbet ilmin ışığında, Atatürk ilke ve inkılâpları doğrultusunda ve Devletin ülkesi ve MILLETiyle bölünmez bütünlüğünü ortadan kaldırmayı amaç edinen görüşlere karşı yetişme ve gelişmelerini sağlayıcı tedbirleri alır.
MADDE 68-Siyasî partilerin tüzük ve programları ile eylemleri, Devletin bağımsızlığına, ülkesi ve MILLETiyle bölünmez bütünlüğüne, insan haklarına, eşitlik ve hukuk devleti ilkelerine, MILLET egemenliğine, demokratik ve lâik Cumhuriyet ilkelerine aykırı olamaz; sınıf veya zümre diktatörlüğünü veya herhangi bir tür diktatörlüğü savunmayı ve yerleştirmeyi amaçlayamaz; suç işlenmesini teşvik edemez. Türkiye Büyük MILLET Meclisindeki grup genel kurulu veya grup yönetim kurulunca zımnen veya açıkça benimsendiği yahut bu fiiller doğrudan doğruya anılan parti organlarınca kararlılık içinde işlendiği takdirde, söz konusu fiillerin odağı haline gelmiş sayılır.
MADDE 74- (Değişik: 3/10/2001-4709/26 md.) Vatandaşlar ve karşılıklılık esası gözetilmek kaydıyla Türkiye’de ikamet eden yabancılar kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikâyetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük MILLET Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir. (Ek fıkra: 12/9/2010-5982/8 md.) Türkiye Büyük MILLET Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.(Ek fıkra: 12/9/2010-5982/8 md.) Kamu Başdenetçisi Türkiye Büyük MILLET Meclisi tarafından gizli oyla dört yıl için seçilir. İlk iki oylamada üye tamsayısının üçte iki ve üçüncü oylamada üye tamsayısının salt çoğunluğu aranır. Üçüncü oylamada salt çoğunluk sağlanamazsa, bu oylamada en çok oy alan iki aday için dördüncü oylama yapılır; dördüncü oylamada en fazla oy alan aday seçilmiş olur. I. Türkiye Büyük MILLET MeclisiA. Kuruluşu
MADDE 75- (Değişik: 17/5/1987 - 3361/2 md.; 23/7/1995- 4121/8 md.)Türkiye Büyük MILLET Meclisi genel oyla seçilen beşyüzelli MILLETvekilinden oluşur.B. MILLETvekili seçilme yeterliliği
MADDE 76- (Değişik: 13/10/2006-5551/1 md.) Yirmibeş yaşını dolduran her Türk MILLETvekili seçilebilir. Devlet sırlarını açığa vurma, terör eylemlerine katılma ve bu gibi eylemleri tahrik ve teşvik suçlarından biriyle hüküm giymiş olanlar, affa uğramış olsalar bile MILLETvekili seçilemezler. Silahlı Kuvvetler mensupları, görevlerinden çekilmedikçe, aday olamazlar ve MILLETvekili seçilemezler.

Not: Benden bu kadar, gerisini siz tamamlayin ;-) Bunlarin viruslu “MILLET”’li HEYAsini ben bile duzeltemem, gelsin Hortliyasica HEYA Profesorleri, Ordinaryus Profesorleri gelsin duzeltsin, bana ne be ;-)

CokYasal Protokol’un Almancasi Merkel’e hediyemiz olsun!!

CokYasal Protokol’un Almancasi Merkel’e hediyemiz olsun!!
Grand Sen~or wrote: > On 12 Aug, 20:17, "Acephale Lemar" <noma...@org.invalid> wrote: >> Grand Sen~or wrote: >>> Haklisin tesekkur ederim duzelttigin icin, su bizim Taslak Anayasayi >>> Almanca'ya ne zaman cevireceksin? >> Taslak Anayasa'na gelince, sorularima cevap verdigin zaman. Giris >> kismini yeniden ifade etsen, öyle cetrefilli, farkli anlasilir türde >> degil, isimi kolaylastirir. > sen anladigin kadarini cevir yeter.
Sorumluluk sana ait ;-), eh, birazcik Almanca anliyorsun herhalde, anlamakta zorlandigin kisimlari sonra düzenleriz, hatta o Mogol bile gösterebilir maharetini, kerata Alamanca biliyor olmali. > GIRIS
Einleitung > Her SPEE'nin insanlarin toplumsal yasama hak ve hurriyetlerine sahip > oldugu inanciyla hareket eden, her turlu teke indirgemeciligi > reddeden, SPEEsel farkliliklari eko-kulturel gercek olarak goren bir > denge ve adalet anlayisina sahip, SPEElerin yasal bagimsizligina > dayanan, bu bagimsizligi saglamak ve korumak icin kurulacak kurum ve > kurallari duzenleyen bu Anayasayla insan haysiyet ve serefine > yakisir, baris icinde bagimsizligi gerceklestirmeye sozlesmis > oldugumuzu butun aleme bildiririz.
Wir erklären vor aller Welt, dass wir mit dieser Verfassung eine der Würde und Selbstachtung des Menschen angemessene, friedliche Unabhängigkeit zu realisieren übereingekommen sind. Sie beruht darauf, dass jede SPEE= social political economical entity vom Glauben(Überzeugung?, Motiv?)) geleitet wird (die Aufgabe hat?), das Recht der Menschen auf soziale(gemeinschaftliche?) Gesetzgebung und (soziale? Freiheiten zu gewährleisten; sie lehnt jede Form von Monopolismus (wie Oligarchie, Junta, Diktatur) strikt ab und anerkennt die Differenzen zwischen den SPEEs als ökonomisch-kulturelle Wirklichkeit sowie das Recht jeder SPEE auf rechtliche Unabhängigkeit (sie darf eine andere, eigene Verfassung haben) entscheidet über die für deren Sicherheit und Schutz zu gründenden Institutionen und verbindlichen Normen für sie. (Ayrac icindeki tercihler sadece tekliftir, baska türlü cevirmek de mümkün, meramini tam anladigimdan emin olmadigim icin böyle yapmak zorunda kaldim. Pek de memnun degilim, beraber daha iyisini yapariz.) Baska bir ceviri söyle de olabilir: Mit dieser Verfassung, die darauf beruht, dass jede SPEE für die gemeinschaftliche Gesetzgebung und Freiheitsrechte ihrer Mitglieder zuständig ist, jede Form vom Monopolismus ablehnt, die Unterschiede zwischen den SPEEs als ökonomisch-kulturelle Wirklichkeit versteht/wahrnimmt, die legislative Freiheit/ Unabhängigkeit der SPEEs anerkennt, über die für deren Sicherheit und Schutz zu gründenden sowie zu geltenden Normen entscheidet, erklären wir vor aller Welt unseren Willen, eine der Würde und der Selbstachtung ("seref" gibi kavramlar batida tam yok, Almanca "Ehre" namus, seref manasini tasir, fakat icerigi farklidir, bundan dolayi "özsaygi"nin karsiligini tercih ettim) des Menschen angemessene, friedliche Unabhängigkeit verwirklichen (realisieren). > MADDELER
("madde" yerine ilke ya ya *kalin* rakamlar ki "madde"yi karsilar kullandigin manada) > Madde 1: Birer sosyo-politiko-ekonomik yasal entite olarak her SPEE > kendi yonetim sekline kendi karar verir, adini da kendi koyar.
Als eine sozial-politisch-ökonomisch-legale Entität entscheidet jede SPEE über ihre Regierungsform sowie deren Name (Benennung). > Madde 2: Bu anayasa cercevesinde hukmetmek SPEElere aittir. SPEEler > hukmetme haklarini bu anayasa cercevesinde yasama, yurutme ve yargi > organlariyla saglarlar.
Im Rahmen dieser Verfassung regiert/handelt (=hükmetmek burada, yoksa entscheiden, urteilen, herrschen gibi baska fiiller de mevzubahis olabilir) jede SPEE autonom (Eger "hükmetmek" ile yasamak hakkini kasdediyorsan söyle: Im...ist jede SPEE für ihre Legislative/ Rechtsprechung zuständig.) Das Recht auf die Regierung(-sgewalt) wird durch die (drei Gewalten) Legislative, Judikative und Exekutive sicher gestellt. > Madde 3: Hicbir SPEE kendi yasalarini diger SPEElere dayatamaz, diger > SPEE uyelerini kendi yasalarina gore yargilayamaz.
Keine SPEE hat das Recht, ihre Gesetze anderen SPEEs gewaltsam aufzuzwingen noch die Mitglieder anderer SPEEs nach ihren Gesetzen zu richten. > Madde 4: SPEEsel yasalar uyeleri icin uyelerin bulundugu butun zaman > ve mekanlarda gecerlidir, hicbir uye hicbir zaman ve makanda uyesi > oldugu SPEE'nin yasalari disina cikamaz.
Die (jeweiligen) Gesetze jeder SPEE ist für deren Mitglieder überall und zu jeder Zeit verbindlich, kein Mitglied darf diese Gesetze zu keiner Zeit und an keinem Ort missachten. > Madde 5: Her SPEE uyesi ait oldugu SPEE'ye uye olmaktan dogan yasal > sorumlulugu cercevesinde uyelikten cikma hakkina sahiptir.
Jedes Mitglied einer SPEE hat das Recht, im Rahmen seiner rechtlichen Verantwortung, die aus der Mitgliedschaft zur SPEE resultiert, aus dieser Gemeinschaft auszutreten. > Madde 6: SPEEler amac ve gorevlerini yasalarina gore kendileri > saptar, ancak bu amac ve gorevler bu anayasada belirtilen maddelerle > celiskili olamaz.
Die SPEEs legen ihre Ziele und Aufgaben gemäß ihren Gesetzen, ohne dass diese Ziele und Aufgaben im Kontrast/Widerspruch zu den Grundsätzen dieser Verfassung stehen dürfen. > Madde 7: SPEEler arasi yasalar ve bu yasalara dayali yurutme ve yargi > organlari SPEEler tarafindan bu anaysaya gore duzenlenir
Die Gesetze für die Beziehungen zwischen den SPEEs und die daraus resultierenden Organe der Exekutive und Judikative werden von den SPEEs gemäß dieser Verfassung erlassen. --------------------- Epey zamanimi aldi, ama sözümü tuttum, gerisi= darisi senin basina. ;-) Sorularina sorularla karsilik vermek zorunda kalabilirim, bilmende yarar var. Adimi_mahlasimi anmadan kullanabilirsin, telif hakki filan talep etmiyorum. Hayrini gör.

Nilgun’e cevap, Sekularo-fascistlerin isine son.

Nilgun’e cevap, Sekularo-fascistlerin isine son.
Nilgun Hanim dediniz ki " Herkes TC de seküler yasanın dindarlara dayatıldığından söz edip duruyor; ya ateistin hakları? Bir ateist her gün hoparlörleri sonuna kadar açılmış camilerden ezan dinlemek zorunda mı? Diyanetin kuran kursları için vergi vermek, İslam dini bayramlarında tatil yapmak, cenazesi camiden kaldırılmak?? Demek ki, TC de dindarın hakkı kısıtlandığı kadar ateistin de, devletin yasağı ile değil ama dindarın lehine izniyle, örneğin sakin bir sabaha uyanma hakkı kısıtlanmış oluyor. "
Bendeniz sekularo-fascistlerin kendi yasalarini diger SPEElere dayatiyor derken, sizin yukarida tasvir ettiginiz durumun bundan kaynakladigini soylemek istiyorum. Bu kadar coklu SPEElerin var oldugu bir ortamda tek-yasalcilikla herkesi mutlu edecek bir ortam olusturmaya calismak hayal pesinde kosmak, ya da daha dogrusu SPEElere hayal satmaya calisarak saltanat surmektir. Boyle ortamlarda aklederek tek-yasal zulumden vazgecilip, sekularo-fascistlerin isine son verilmeli, SPEElerin kendi yasalarina gore yasama hakki oldugu inkar edilmemelidir. Ancak SPEElerin yasalarini digerlerine dayatarak sekularo-fascistlige donusmeye haklari olmadigi da belirtilmelidir. Ben bu konuda SPEElerin kabullenebilecegi bir Taslak Protokol bile hazirladim. Bakiniz yukarida verdigim URL'e.
Ayrica dediniz ki " ... Bir kutsal metinde A B C D emirleri var. Siz B (başörtüsü) emri engellendiği için kıyamet koparıyorsunuz. Oysa ACD emirleri de engelleniyor ve hiç sesiniz çıkmıyor. "
Cok haklisiniz, SPEEler tum yasalarina sahip cikmali sekularo-fascistlerden yasal bagis, bahsis umup, bekleyecegine YASAMA HAKLARI'na sahip cikmalidirlar. Bu Muslumanlar icin de boyle olmali, Yahudiler, Hiristiyanlar ve Sekularistler icin de boyle olmalidir. Ancak yine Protokol'a uyarak, hic bir SPEEnin digerine yasalarini zorla dayatmiyacagi kabul edilerek. Boyle bir ortama gecis SPEEleri olusturan insanlarin dilegiyle gerceklestirilebilir. Diyeceksiniz ki "SPEEler arasinda cikabilecek ihtilaflari/anlasmazliklari kim halledecek?" tabii ki onlari da yine SPEEler halledecek, aralarinda gereken yasalari, yasal kurumlari olusturarak, birbirlerine yasalarini zorliyarak degil.
Iste ancak boylece sekularo-fascistlere "Tesekkur ederiz, cok calistiniz, onca yasama sistemlerimizi hokkabazlikla tek-yasalliga indirgemeye, ama bu bizi tatmin etmiyor, bizler kendi yasalarimizla kendimize hukmetmek istiyoruz, sizin vesayetinize ihriyacimiz yok, isinize son veriyoruz, hadi gule, gule!" diyerek, sekularo-fascizmin barisci yoldan isine son verilmis olur.
Akledenler insanligin basina iki dunya savasi oren sekularo-fascistlerden medet ummaktan vaz gecmelidir.
Saygilarimla, Grand Sen~or.

A reminder to ISRAEL and of course other OneLawForAll States

A reminder to ISRAEL and of course other OneLawForAll States
From the book of Samuel:
8:4 Then all the elders of Israel gathered themselves together, and came to Samuel unto Ramah,
8:5 And said unto him, Behold, thou art old, and thy sons walk not in thy ways: now make us a king to judge us like all the nations.
8:6 But the thing displeased Samuel, when they said, Give us a king to judge us. And Samuel prayed unto the LORD.
8:7 And the LORD said unto Samuel, Hearken unto the voice of the people in all that they say unto thee: for they have not rejected thee, but they have rejected me, that I should not reign over them.
8:8 According to all the works which they have done since the day that I brought them up out of Egypt even unto this day, wherewith they have forsaken me, and served other gods, so do they also unto thee.
8:9 Now therefore hearken unto their voice: howbeit yet protest solemnly unto them, and shew them the manner of the king that shall reign over them.
8:10 And Samuel told all the words of the LORD unto the people that asked of him a king.
8:11 And he said, This will be the manner of the king that shall reign over you: He will take your sons, and appoint them for himself, for his chariots, and to be his horsemen; and some shall run before his chariots.
8:12 And he will appoint him captains over thousands, and captains over fifties; and will set them to ear his ground, and to reap his harvest, and to make his instruments of war, and instruments of his chariots.
8:13 And he will take your daughters to be confectionaries, and to be cooks, and to be bakers.
8:14 And he will take your fields, and your vineyards, and your oliveyards, even the best of them, and give them to his servants.
8:15 And he will take the tenth of your seed, and of your vineyards, and give to his officers, and to his servants.
8:16 And he will take your menservants, and your maidservants, and your goodliest young men, and your asses, and put them to his work.
8:17 He will take the tenth of your sheep: and ye shall be his servants.
8:18 And ye shall cry out in that day because of your king which ye shall have chosen you; and the LORD will not hear you in that day.
8:19 Nevertheless the people refused to obey the voice of Samuel; and they said, Nay; but we will have a king over us;
8:20 That we also may be like all the nations; and that our king may judge us, and go out before us, and fight our battles.

SPE dynamics

SPE dynamics
What are the SPE (socio-politico-economic) dynamics behind the Lobby ? Why can't the State cope with them ?
respond : "You ain't seen nothin' yet!" and sing:
You ain't seen nothin' yet B-B-B-Baby, you just ain't seen nothin' yet Here's something, here's something that you're never gonna forget B-B-B-Baby, you just ain't seen nothin' yet You need educated;->> and say :
"In 1960s when ARPA came to the conclusion that the US Military had to de-centralise its command structure (for security reasons) the Internet was borned. Similarly, when the State Monopoly will be dissolved and the SPE power will be obtained by SPEEs there will be an impressive landscape change (paradigm shift) in the SPE environment.
That will be somethin'!" B-B-B-Baby, you just ain't seen nothin' yet You need educated;->>

Halife Abdulhamid II'nin duasinin duzeltilmis hali:

" Allahım helal etmiyorum!   Şahsımı değil, ümmetimi bu hale getirenlere, hakkımı helal etmiyorum! Beni, benim için lif lif yolsalar, c...